Hayatı Önde Keşfedin
Home About Contact


Küçük ve Akıllı Eşşek ile Çılgın Bir Boğanın Hikayesi

Her sabah gün doğumunda köylüler sığırlarını köyün sulağına salarlar. Sığır çobanı toplanan sığırları akşama kadar köyün merasında gezdirir ve akşam tekrar köyün sulağına bırakır. Her sığır kendi başına bu sulaktan yola çıkar ve kendi evine ahırına kadar gelir ve hatta ahırın kapısı kapalıysa sahibine seslenir. Bu 'mooo' sesi ben geldim kapıyı açın anlamı taşır. Bu sadece sığırlarda değil köyün sahipli tüm hayvanlarında geçerlidir. Tavuğundan, sığırına, atından köpeğine tümü evlerinin yolunu bilir ve sahiplerinin yanına dönebilirler.

Bizim de ahırını çok seven akıllı bir eşeğimiz var. Kolay kolay çıkaramazsınız ahırdan ve çıksa da hemencecik ilk fırsatta ahırına dönmek ister.

Köylü deyip geçmeyin bazen akla ziyan işler yaparlar ama kallavi dersler çıkar ardından. İşte böyle bir hikayeye kendinizi şimdi hazırlayın.

Bizim akıllı eşeğin başına bakın şimdi neler gelecek! Küçük ve akıllı eşeği ahırından sahibi çıkardı ve köyün merasına tek başına otlanan çılgın bir boğanın yanına getirdi. Boğanın sahibi çoktan bağlamıştı ipi boğanın kuyruğuna ve ipin diğer ucunu getirdikleri eşeğin kuyruğuna bağladılar.

Çekildiler bir kenara ve başladılar seyretmeye. Eşek sahibi dedi ki benim eşek şimdi senin boğayı gör köye sürükleyecek. Boğa çırpınmaya eşeği bir sola bir sağa savurmaya başlar. Boğanın sahibi gülerek dedi "yazık olacak senin eşeğin kuyruğuna".

Eşek habire eşelenir durur köyüne ahırına dönmek için lakin gücü nasıl yetsin çıldırmış boğaya. Peki siz ne dersiniz eşeğin sahibi mi yoksa boğanın sahibi mi haklı çıkacak?

Nehirlerin kuzey yarım kürede sağ tarafı sol tarafa göre daha çok aşınmıştır. Güney yarım kürede ise tam tersi sol tarafı aşınır. Bunun sebebi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan çok küçük bir kuvvetten kaynaklanır. Yani suyun akış yönünde sağa sola uçuşan milyonlarca damlanın karşısında küçücük bir kuvvet üstün gelmiş nehrin bir tarafını diğer tarafa göre çok daha fazla aşındırmıştır.

Tahterevalli düşünün destek noktasını kaldıracağınız ağırlığa yaklaştırınca oturacağınız yer yukarı doğru çıkar. Yani aşağıya çekme yolunuz artar ama sizden kat ve kat ağır yükleri kaldırabilirsiniz. Buradaki yol bu hikayede zaman olarak değişmektedir. Buna benzer şekilde istikametini koruyarak yıllarca uygulanmış bu küçük kuvvetler gözle görülebilecek aşınmalar oluşturmuştur.

Evet eşek sahibi haklı çıkacaktır. Boğanın kuvveti sizi kandırmasın çünkü istikameti yoktur. Yani boğanın yaptığı toplam vektörel iş sıfırdır. boğa sola yol aldıysa daha sonra aynı istikametin tam tersine yol almıştır. Eşeğin ise istikameti değişmediği için boğayı köye doğru sürükleyecektir.

Peki bu hikayeden nasıl bir ders çıkarmalıyız. İstikameti sabit olmayan işlere dünyaları harcasan yol alamazsın. Ama değiştirmeden sürekli aynı istikamette az bir harcama yaparak büyük mesafeler katedebilirsin.

Bu kural doğada (nehir aşınması) gerçekleştiği gibi fizikte, tarihte, politikada, ekonomide, pedegojide, kişisel gelişimde vs. tüm alanlarda geçerlidir.

Foucault Sarkacı, dünyanın dönmesinden kaynaklanan kuvveti gösteren bir deneydir. Beyaz sarayda bulunan bir müzenin girişinde bu sarkaç vardır ve küçümsenmemesi gereken küçük kuvvetleri insanlara hatırlatır.

Uzun süreli planlar yapın ve bu planlara önemsemediğiniz fonlar ayırın. Bu planlarınızın süreç sonunda gerçekleştiklerini gördüğünüzde inanamayacaksınız.

Örneğin siyasete bağlı olarak her sene değişen bir eğitim politikasına dünya kadar harcama yapsanız aynı çılgın boğada olduğu gibi hiç bir neticeye varılmaz, yaptığınız israfla kalırsınız. Ama batıda köklü elli, yüz sene değişmeyen politikalar vardır. Devlet bu politikalara çok az ödenek ayırmasına rağmen dünya sıralamasında hep bu devletler ön sıradadır.

Vaz geçmeyin, enerjinizi azaltın fakat istikametinizde sebat edin hedefe yaklaştığınızı göreceksiniz. Bu hikaye süreç, iyi planlama, istikamet ve azda olsa devamlı olanın daha evla olduğunu çocuklarımıza bize öğreten güzel bir hikayedir.

Dinimizde ibadetlerin azda olsa devamlı olanı evladır.





İğneyle Kuyu Kazmak

.hızlı büyümede taşlar yerine oturmaz: "Buradaki arsalar eskiden büyük dedeme aitmiş dedi. Dedem hepsini yok fiyata satmış bitirmiş bize birşey bırakmamış." Şunu derler; bir kuşak sıfırdan iş kurarmış. sonraki kuşak bu işleri büyütür zengin olurmuş. 3. kuşak ise bu parayı yer bitirirmiş ve 4. kuşağa bir şey bırakmazmış. İkinci kuşak babasına yardım ederek yetişerek büyürken. Üçüncü kuşağın çocukları ceplerinde kabarık harçlık, istediği gerekli gereksiz herşeyi alarak şımarık yetişmiş olabilir. İşlerini hızlı büyüten baba adeta işinin kölesi olmuştur. İşini önplana çıkarması eşi ve çocuklarını ihmal etmesi bu sonuçları doğurmuştur. Zaten her işe kendisi koşturduğu için çocuğuna bile işleri taşıyacağına dair güvenmez. Elden ayaktan düşmeye başlarken işler düşüşe geçer ve çocuğu zaten batan bir işi yönetebilecek kabiliyeti yoktur. işi kapatır serveti yer bitirir. Halbuki baba aza kanaat etse işleri kendisi yerine idare edebilecek güvenilir ceo ve kadrolar kursa tüm vaktini çocuklarına ayırsa kendisinin ulaşacağı servete çocuğu daha sağlam kadroyla ulaşacaktı.

Ülkemizde özellikle genç girişimciler bugünden yarına hemen zengin olmak isterken gelişmiş ülkelerde zenginlik asırlar sürmektedir.

Bu ülkelerdeki işadamları bir taraftan işlerini büyütürken çocukların eğitimine de çok önem vermekte belki suni zorluklar çocuklarına yaşatarak onların erken olgunlaşmasını ve büyük servetlerini sürdürebilecek (kişisel gelişime ulaşmasını) olgunlaşmasını sağlamaktadırlar. Bir insanın serveti kişisel gelişimini geçemez. Böylece istikrarlı bir zenginlik gelecek kuşaklara da aktarılmaktadır. A.B.D'de enerji nakil sektörünün önde gelen işadamı şunu söylüyor "biz; sadakat, dürüstlük ve çok çalışma felsefesine sahip ebeveynler tarafından yetiştirildik". Bir başkası şunu söylüyor "babam mirasını bana satarak aktardı. Çünkü ona göre bu şekilde ben bu mirasın kıymetini daha iyi bilecektim.

Bir zamanların piyango-loto-ganyan zenginlerinin çoğunun şimdilerde sefalet içinde yaşamasının asıl nedeni para yönetimini bilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Bir emlakçı şunu söylemişti. Ben babadan miraslı evini satanları ev almak için tercih ederim. Çünkü böyleleri pazarlık sırasında çok aşağıya inebiliyorlar.

Bir sistemi incelerken iğneyle kuyu kazmasına değil istikametine bakılmalıdır. İstikrarına ve kararlığına, heyecanın devam edip etmediğine bakılmalıdır.

Peki; nasıl bir model, nasıl bir sistem?