Hayatı Önde Keşfedin
Home About Contact


Dil öğrenmek kolaydır ama …

Beyin hücrelerinin birbirleriyle kurduğu sonsuz sayıdaki yeni bağlara (sinapsis) öğrenme diyoruz.

Okulda ingilizceyi diğer dersler gibi öğrendik ama diller aynı zamanda iletişim kurma aracı olduğundan başka derslerin öğrenilmesinde de kullanılırlar.

O zaman ingilizce öğrenmeyle matematik, kimya vs. öğrenmenin beyindeki fizyolojisi aynı olabilir mi?

Yapılan deneylerde beyindeki dil konuşma merkezlerinin farklı bölgelerde olduğu görülmüştür. Yani anadilinizi konuşurken beyninizin bir bölgesi çalışırken ingilizce konuşmaya başladığınızda beyninizin farklı bir bölgesi çalışmaya başlayacaktır. Öyleyse ingilizceyi bir matematik öğrenir gibi öğrenmemiz doğru olmaz.

İngilizce seviyeler, Elementary, Pre-Intermediate, Intermediate, Upper-Intermediate, Advanced ve Upper Advanced sıralanır.

İngilizce öğrenmeye ilk kez başlamışsanız ana dilinizin üzerinde nöron kümelenmesi olacaktır. Ama ilerledikçe bu öğrenme için beyninizin farklı bir bölgesi tahsis edilecektir. Bu tahsis fizyolojik olarak düşünme işlemini de ingilizce olarak yapmaya başladığınız andır ve bu da terminolojiye henüz girmemiş farklı bir seviyelendirme olabilir. Bu anlamda ingilizceyi anadilinize çevirmeden anlayabilme kabiliyetiniz sizin için fizyolojik bir üst seviyedir.

Antiparantez belirteyim bisiklet kullanabilme, on parmak klavye yazabilme gibi faaliyetlerin omurilik soğanında tutulduğunu hatırlayalım. Bir kere bisiklet öğrenen birisi bir daha unutmaz fakat bu yeni bir dil öğrenme için geçerli değildir. Dil nankördür unutulmaya yatkındır. Hatta uzun süre gurbette yaşayan insanların neredeyse ana dilini bile unutur duruma geldiği gözlenmiştir.

Yani yeni bir dil öğrensek te bu dili kullanmadığımız süre zarfında unutacağız demektir.

Yapı taşlarımız:

Dil öğrenmenin doğal şekli, bebeklikten itibaren kelimeler tanımaya ve yeni kelimeleride daha önce bildiğimiz kelimeler üzerine duyularımız ve hislerimizle ekleyerek dil yeteneğimizi inşa ediyoruz.

O zaman temel kural ingilizceyi yine bildiğiniz temel ingilizce kelimeler üzerinde egzersiz ederek örgülemek olmalıdır.

Türkçeyi kullanarak temel isim ve fiilleri öğrensekte artık dil öğreniminde kendi anadilimizi yapı taşı olarak kullanmamalıyız. Nasıl ki Türkçe sözcükleri, kavrama yeteneğimizle aklımızda tutuyorsak aynı kavrama yeteneği ile ingilizce sözcükleri de beynimizin farklı bir bölgesinde oluşturmalı ve geliştirmeliyiz.

Etkileşim;

İngilizce öğrenmeye yabancı biriyle etkileşime geçerek başlayabilirsiniz?

Dil öğrenmek kolaydır demiştik çünkü bilindik kavramlar üzerinden etkileşime geçtiğimizde hemen öğrenmeye başlarız. Bu matematikte, fizikte veya kimyada bu kadar basit değildir. Örneğin içinde 2 beyaz, 3 kırmızı bilye olan bir torbadan iki bilye çektiğimizde ikisininde kırmızı gelme olasılığı nedir? Burada kombinasyon permütasyon ve olasılık konularını kavramamız gerekiyor ama dil öğreniminde bu zorluk yoktur.

En güzel etkileşim araçları tabiki dil arkadaşınız olacaktır. Böylece sadece dinleme değil konuşma kabiliyetiniz de gelişir. Buna imkanınız yok ise youtube kısa videolarını etkileşim aracı olarak kullanabilirsiniz.

Tarz;

Ve en önemli kurallardan biri tarz. Zaten klasik ingilizce eğitim konularından bahsetmiyorum bile. Anlaşılması zorda olsa seçtiğiniz videolar sizin ilginizi çekecek sizi sıkmayacak konular olması gereklidir.

Öyle ki bazı hikaye veya film, dizi senaryoları o kadar cazibelidir ki bırakamazsınız. Böylece ingilizcenizi ciddi şekilde geliştirebilirsiniz.

“understandable english” olarak youtube arama yaptım ve örneğin şu video yu anlayabiliyor musunuz?

https://www.youtube.com/watch?v=lwikOeaLZlc
veya
https://www.youtube.com/watch?v=QYC8XOASE8c
veya
https://www.youtube.com/watch?v=ZmUm29fc6nI

Aslında spontan çekilmiş kısa videolar olmalı ama temel seviyenin altında bu tür videolarla da kendinizi geliştirebilirsiniz

Videoları başlarda kısa kısa seçin 5dk üzerindeki videoları izlemeyin veya 5’er dakika şeklinde bölerek izleyebilirsiniz. Tekrar tekrar bu videoları izleyin anlamaya çalışın. Ertesi gün bir önceki gün izlediğiniz bu videoları tekrar izleyin.

Kararlılık:

Bazen yoğun bazen az çalışın ama her gün çalışın. İnternet sörfü yaparak vaktinizi geçireceğiniz zamanlarda dil olarak ingilizceyi seçin.

Bir gün yoğunsanız ingilizceye az zaman ayırın ama boş zamanınız varsa 3-4 saat ingilizce çalışmalısınız ki ancak ciddi mesafeler kat edebilirsiniz.

Hatırlama ve risk almanın öğrenmeye etkisi;

Öğrenmenin başında kararsızlık vardır ve tekrar ettikçe o alanda güven oluşur ve üzerine yeni bir şeyler öğrenmek kolaylaşır. Ama risk almaktan korkanlarda bu güven zor oluşur ve de bu öğrenmeyi zorlaştırır.

Örneğin fastfood da çalışan bir paketçi bina önüne geldiğinde adres kağıdına bakmadan zile bassa hafızasını sayı tutma konusunda daha hızlı geliştirir. Ama yanlış zile basarım evhamı ve korkusu ile genelde adres notuna bakar halbuki yanlış zile basmak gecenin bir yarısı değilse özür dileyerek çözebilirsiniz.
İsim hafızamızın zayıf olmasında da bu etki vardır. Uzun süre görüşmediğiniz kişi size isminizle hitap eder sizinde onun için bir isim aklınıza gelir ama acaba yanlışmı mahcup olurum korkusuyla söyleyemezsiniz. Halbuki mahcup olmaktan korkmayın en fazla düzeltme olur özür dilersiniz.

Yanlış ingilizce cümle kurmaktan da korkmayın merak etmeyin çok düzgün cümle kursanız da aksanınız sizi ele verecektir.

Yeni öğrendiğiniz ingilizce kelimeleri tekrar ederek hatırlayın. Gün içinde, 2-3 gün sonra, 10 gün sonra 1 ay sonra gibi sürelerde hatırlayın. Çünkü dil öğrenmede çok unutma yaşanır.

Odaklanma;

Gardınızı nasıl alacaksınız,

Her zaman ilk adım son adımdan daha zordur. Dolayısıyla planlı hareket edin. Her gün yapmanız gereken işleri belirleyin ve işinizi daha kısa olacak şekilde bölerek kolaylaştırın.

O gün çalışacağınız konularda aksilik çıkma ihtimali yüksek olacaktır. Gardınızı ona göre alın ve çalışmalarınızdan taviz vermeyin.

Ortam;

Sizi ingilizce bilmediğiniz için mahcup edecek ortamlara girin. Burada korkmadan aklınıza gelen cümleleri kurmaya çalışın. İngilizcesi iyi olan çevrenizle sohbet etmeye çalışın. Sizi dil öğreniminde yukarı çekecek ortamlara girmeye çalışın.
 


Öğrenmeye aç mısınız?


Dünya çapında bir iş ve sizi daha fazla öğrenmeye itiyor. Kişisel gelişiminizi artırmak zorundasınız. Kitap okumak, yabancı dil öğrenmek zorundasınız. Yeni insanlarla tanışmak, onların güzelliklerini keşfetmek. Ekip çalışmalarına katılmak. Gönüllü olmak, kıtalar arası gezilere katılmak yardım etmek. Dedikodu, kıskançlık ve husumetten uzak ufuk açıcı çalışmalara katılmak. Bazen sahne almak ekibini heyecanlandırmak. Bazen başarıyı kutlamak bazen başarısızlıktan ders çıkarmak.

Eğer herkese hesap sorulacaksa hayata seyirci kalmayın. Hayatı yaşayın. Sizce seyirciler mi yoksa hayatı yaşayan birisi mi hesabı kolay verir. O zaman gelin hayatta bir rolde biz alalım. Tabiki bu rol iyi bir rol olsun ve mümkünse baş rol olsun.

Peki ama nasıl bir iş?

Devamı için klikleyin.